Anasayfa » Türkçe » Türkçe, Güneydoğu Avrupa ve Batı Asya’da konuşulan, Türkî diller dil ailesine ait sondan eklemeli bir dildir.
"Milli his ile dil arasında bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca müessirdir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil, şuurla işlensin. Ülkesini ve yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır

Türkçe, Güneydoğu Avrupa ve Batı Asya’da konuşulan, Türkî diller dil ailesine ait sondan eklemeli bir dildir.

Türkçe ya da Türk dili, Güneydoğu Avrupa ve Batı Asya’da konuşulan, Türkî diller dil ailesine ait sondan eklemeli bir dildir. Türkçe, diğer pek çok Türki dil ile de paylaştığı sondan eklemeli olması ve ünlü uyumu gibi dil bilgisi özellikleri ile karakterize edilir. Türkçe, tümce yapısı açısından genellikle özne-nesne-yüklem sırasına sahiptir. Almanca, Arapça gibi dillerin aksine Gramatik cinsiyetin (erillik, dişilik, cinsiyet ayrımı) bulunmadığı Türkçede söz varlığının bir kısmı Arapça, Farsça ve Fransızca gibi yabancı dillerden geçmedir. Ayrıca Azerice, Gagavuzca ve Türkmence gibi diğer Oğuz dilleri ile Türkçe yüksek oranda karşılıklı anlaşılabilirlik gösterir.

1928 Harf Devrimi

1928’de Atatürk önderliğinde gerçekleştirilmiş harf inkılabından beri Latin alfabesi ile yazılır. Standart Türkçedeki imla kuraları Türk Dil Kurumu tarafından denetlenir. Güneydoğu Avrupa ve Orta Doğu’da çeşitli Türkçe şiveleri bulunur.

Türkiye Türkçesi, dil ailesi sınıflandırmasında, Doğu Avrupa, Orta Asya ve Sibirya’da konuşulan 30 kadar yaşayan dili kapsayan Türki diller ailesine mensuptur ve bu dil ailesinin Şaz Türkçesi koluna bağlı Oğuz dil grubunda yer alır.

Oğuz grubu içinde ise Azerice ve Gagavuzca ile beraber grubun Batı kolunu oluşturur. Türki dillerin konuşurlarının %40 civarında bir kesimi Türkiye Türkçesi konuşmaktadır.

Türkçe dışında Azerice, Türkmence, Kazan Tatarcası, Özbekçe, Başkurtça, Nogayca, Kırgızca, Kazakça, Yakutça ve Çuvaşça Türkî diller ailesinin en çok konuşulan diğer üyeleridir. Aynı zamanda Azerice, Gagavuzca, Türkmence ve Kaşkayca gibi diğer Oğuz dilleri ile Türkçenin yüksek oranda karşılıklı anlaşılabilirlik gösterdiği bulunmuştur. Her ne kadar Kıpçak grubuna üye diller olsa da, Kırım Tatarcası ve Urumca da Türkçe ile benzerlikler gösterir.

Eskiden Ural-Altay dil ailesinin ve daha sonra Altay dillerinin bir üyesi olarak sınıflandırılmış Türki dillerin, günümüzde bu dil ailelerinden bağımsız olduğu kanısı dil bilimciler tarafından kabul görmektedir.

Dünya’da Türkçe

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına göre Türkiye Devleti, ülkesi ve ulusuyla bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bu madde asla değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de resmi dili Türkçedir.

Türkçe, diğer Türki devletlerin de üyesi olduğu Türk Konseyi ve Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı gibi kuruluşlarda resmiyete sahiptir.

Türkçe aynı zamanda çeşitli ülkelerde resmi açıdan bölgesel veya azınlık dili statüsüne sahiptir. Irak’ın Kerkük İlinde Türkçe, Kürtçe ve Arapça ile birlikte resmî dildir. Kuzey Makedonya’nın batısında yer alan Gostivar, Merkez Jupa, Plasniça ve Mavrova ve Rostuşa Belediyesi sınırları içinde Türkçe, Makedonca ve Arnavutça ile beraber resmî kullanımdadır. Kosova’da Prizren, Mamuşa, Gilan, Mitroviça, Priştine ve Vıçıtırın Belediyesi kapsamında Arnavutça, Sırpça ve Türkçe resmî dil statüsüne sahiptir. Prizren Belediyesi sınırları içinde Türkçenin resmiyeti ise ayrıca herhangi bir ölçütün dışında, Kosova Cumhuriyeti “Dillerin Kullanımı İçin Yasa” kapsamında yasa koruması altındadır. Romanya’da Türkçe, devletin ilgili bölge veya bölgeler için resmî olarak kabul ettiği 14 azınlık dilinden biridir.

Türkçenin önemli konuşur sayısına sahip olduğu ancak devletin yada bölgenin resmi dili olmadığı yerler de bulunmaktadır. Nüfusunun %10 kadarının anadili Türkçe olan Bulgaristan ile kuzeydoğusunda Türk azınlıkların yaşadığı Yunanistan bu bölgelere örnektir. Buna rağmen Türkçe bu bölgelerde medyada, eğitimde ve çeşitli kurumlarda kullanılır. Bulgaristan devlet televizyonunun Türkçe programları vardır. Kırcaali Belediyesi ise iki dilde hizmet verir. Deliorman ve Doğu Rumeli’de okullarda seçmeli anadili dersi yer alır. Yunanistan’ın İskeçe ve Gümülcine’yi de kapsayan Batı Trakya bölgesinde yer alan 200’ü aşkın azınlık okulunda ise Yunanca ve Türkçe eğitim verilmektedir. Türkçe, bölgedeki Müslüman halkın dinî eğitiminde de kullanılmaktadır.

Türk Dili Tetkik Cemiyeti

Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932’de Atatürk’ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rifat, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri’dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rifat’tır.

Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, “Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek” olarak tespit edilmiştir. Atatürk’ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun “Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın” adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934’te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936’daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur.

Türk Dil Kurumu

Türk Dil Kurumu, Türkiye Türkçesinin imlasının standartlarını belirleme, dil hakkında çeşitli düzeyde çalışmalar yapma gibi konularda faaliyetler yürütür. Günümüzde bu kurum, sadece Türkiye değil, dünya çapında Türkçe ve Türkoloji ile ilgili çeşitli çalışmalarda kurumsal yüzü veya akademik mensuplarıyla yer almaktadır.

Türk Dil Kurumunun yapısıyla ilgili ilk önemli değişiklik 1951 yılındaki olağanüstü kurultayda yapılmıştır. Atatürk’ün sağlığında Millî Eğitim Bakanının Kurum başkanı olmasını sağlayan tüzük maddesi 1951’de değiştirilmiş; böylece Kurumun devletle bağlantısı koparılmıştır. İkinci önemli yapı değişikliği 1982-1983 yıllarında gerçekleştirilmiştir. 1982’de kabul edilen ve şu anda da yürürlükte olan Anayasa ile Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu, bir Anayasa kuruluşu olan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu çatısı altına alınmış; böylece devletle olan bağlar yeniden ve daha güçlü olarak kurulmuştur.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*