Anasayfa » Atatürk » Atatürk, Hatay ve Tayfur Sökmen
4 Temmuz 1938'de Türk Ordusu tarafından alınan Hatay, 29 Haziran 1939 yılında Türkiye'nin ili olmuştur.

Atatürk, Hatay ve Tayfur Sökmen

Hatay neresidir?

Eski zamanlardan günümüze kadar çeşitli medeniyetlerin sınırları içine girmiş olan Hatay, Orta Doğu jeopolitiğinde önemli yere sahiptir. Hatay, Anadolu’dan, Suriye ve Mısır’a ve buradan da Anadolu’ya gelen yolların geçiş noktasını teşkil ettiğinden, Hint Okyanusu kıyılarından başlayarak Bağdat, Musul ve Halep’ten geçerek Doğu Akdeniz limanlarına ulaşan bir liman bölgesidir.

Güneydoğu Torosları aşan büyük yolun zorunlu olarak geçtiği yer, Akdeniz ile çöl arasında İskenderun limanı bağlantısı ile yapılan büyük doğu ticaretinin mal yükleme merkezi olması, hayvancılık ve ziraata elverişli topraklara sahip olması tarihin ilk çağlarından itibaren bölgedeki devletlerin daima ilgisini çekmiştir.

İlk yerleşimin paleolitik çağda başladığı Hatay; sırasıyla Akat, Urartu, Asur, Pers, Makedon, Roma, Bizans, Memluk, Osmanlı hakimiyetine girmiş. Birinci Dünya Savaşı ardından İngilizler tarafından işgal edilmiş sonra Fransızlara devredilmiş. 4 Temmuz 1938’de Türk Ordusu tarafından alınan Hatay, 29 Haziran 1939 yılında Türkiye’nin ili olmuştur.

Kurtuluş Savaşı’nın ilk kurşunu Hatay’da atıldı!

1918 Fransız işgali ile birlikte bölgeden ayrılan Ermeniler de dönerek çete oluşturmaya başlayınca İşgalci Fransızlara ve Ermeni çetecilere karşı Türk kuvva hareketi başladı. Böylece 19 Aralık 1918 de Kurtuluş Savaşı’nın ilk kurşunu Hatay’da atıldı.

Mustafa Kemal’in kafasında Hatay’ın vatan topraklarına katılması konusu her zaman birinci önceliğini koruyordu. Atatürk’ün “Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde kalamaz” söylemi Hatay konusundaki düşüncesini belirtiyordu. Atatürk, 1 Kasım 1936’da TBMM açış konuşmasında “…milletimizi gece gündüz meşgul eden başlıca büyük mesele, gerçek sahibi öz Türk olan İskenderun, Antakya çevresinin geleceğidir. Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle duruyoruz” demişti.

Hatay benim şahsi davamdır!

Atatürk, Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak ile yaptığı bir konuşmada;

Bilirsin ki çocuk, 1921 senesindeki antlaşmayı (Ankara Antlaşması) yapanların başında ben vardım. O zaman Mösyo Franklin Boullion ile bu konuda çok şeyler konuşmuştuk. Onları şimdiki Fransız idarecileri öğrenmemiş veya unutmuş olsalar bile, ben asla unutmadım ve unutmam.

Bu itibarla defalarca, Fransız sefiri Mösyo Ponsot’ya da açıkça söylediğim gibi, dava benim şahsi davamdır ve icap ederse yine şahsen halletmem gerekir. Binaenaleyh şayet böyle bir zaruret karşısında kalırsak tutacağım yolu da kararlaştırmış bulunuyorum. Böyle bir durumda derhal Devlet reisliğinden hatta ve hatta mebusluktan istifa edeceğim. Serbest bir Türk vatandaşı olarak, bu işte çalışan arkadaşlarla beraber Hatay topraklarına gireceğim.

Bildiğin gibi bunun her zaman ve çok emin yolları vardır. Oradaki mücahitlerle ve ana vatandan kaçıp bize katılacağından şüphe etmediğim kuvvetlerle meseleyi yerinde ve içten halletmeye çalışacağım. İsterse Türkiye Hükümeti beni ve arkadaşlarımı asi ilan eder ve hakkımızda takibat yapar.’’

29 Mayıs 1937’de Hatay’ın Statü ve Anayasası’nın Milletler Cemiyeti Konseyi’nde kabul edilmesi üzerine, Suriye Meclisi 3 Haziran 1937 tarihinde bir bildiri yayınlayarak Sancağı Suriye topraklarının bir parçası saydığını, yapılan antlaşma ve statüyü tanımadığını açıkladı.

Hayat Cumhuriyeti kuruluyor!

Suriye Başbakanı Cemil Mardam, Ankara’ya gelmiş ve 21 Aralık 1937’de Atatürk tarafından kabul edilmiştir. Atatürk, Hatay konusunda şunları söylemiş ve kesin bir şekilde kararlılığını ortaya koymuştur: “Bu mesele benim için bir namus meselesidir. Biz orayı muharebe ile kaybetmedik. Bize verin demiyorum. İhtiyacımız yoktur. Bu meseleyi halledeceğiz. Bunun için en büyük tehlikeyi bile göze aldım.”

Atatürk 20 Mayıs 1938 günü Mersin’e geldi ve 23 Mayıs’a kadar Mersin’de kaldı. Hatay ile ilgili olarak yabancı ülkelerin elçileri ile yapılan temaslar sürekli kendisine iletiliyordu. Ulu Önder, Hatay Meselesi çözülünceye kadar Ankara’ya dönmeyeceğini ifade ediyordu. Bu sırada 30.000 Türk askeri Maraş ve Antep yönünden Hatay sınırına kaydırılmıştı. Bu hamle ile de Atatürk, Fransızlara kararlılığını göstermiş ve tüm bu gelişmeler çok kısa süre içinde Fransa üzerinde caydırıcı etkiler yaratmıştır.

Hatay meselesinin en kritik günlerinde Orgeneral Asım Gündüz başkanlığındaki Türk Askeri Heyeti, 12 Haziran 1938 günü Antakya’ya gelmiştir. Fransız Askeri Heyeti ile ilgili görüşmeler burada yapılacaktır. Yapılan bu görüşmelerde Türk tarafı bakımından asıl hedef Türk Ordusu’nun Hatay’a girmesini sağlayacak bir antlaşmanın imzalanmasıdır. Bu hedef bizzat Atatürk tarafından emredilmiştir.

Atatürk, Asım Gündüz Paşa’ya “Fransızlarla Ordumuzun Hatay’a girişini sağlayacak antlaşmayı imzalamadan dönmeyeceksin” kesin emrini vermiştir. 22 gün 22 gece süren görüşmeler sonunda 32 maddelik protokolü kapsayan bir antlaşma ile Sancak’ın toprak bütünlüğü, siyasi statüsü ve asayişinin temini için 6.000 kişilik bir kuvvetin sağlanması kararlaştırılmıştır. Türk öncü birlikleri 4 Temmuz’da, esas birlikler 5 Temmuz 1938’de Kurmay Albay Şükrü Kanaldı komutasında Payas ve Hassa üzerinden Hatay topraklarına girmiştir.

Türk-Fransız Askeri ve Siyasi Antlaşmalarının 1938 yılı Temmuz ayında imzalanmasından sonra, iki hükümet, Hatay’da seçimlerin Türk-Fransız otoritelerinin ortak denetiminde tamamlanması ve işbirliğine devam edilmesi konularında anlaşmışlardır. Bütün hazırlıklar tamamlandıktan sonra 2 Eylül 1938’de Hatay Meclisi açılmıştır.

Hatay Türkiye’nin bir ili oluyor!

Hatay Devleti 10 ay süren teşkilatlanma ve devlet hayatı sürecinde hareketli günler geçirmiştir. Türkiye ile Fransa arasında “Türkiye ile Suriye Arasında Toprak Meselesinin Kesinlikle Çözümüne İlişkin Antlaşma” imzalanarak, Fransa Hatay üzerindeki hak ve yetkilerini Türkiye’ye devretmeye karar verdi. Böylece Hatay Devleti’nin Türkiye’ye katılması kesinleşmiş oldu. Ancak Hatay Millet Meclisi bütün işlemler bitirilinceye kadar çalışmalarını sürdürdü.

Hatay Başbakanı Abdurrahman Melek, Hatay Meclisi’nde yankılanan son sözler olan “Artık biz susalım, tarih konuşsun.” dediğinde saat 17.35’tir. Bundan 15 dakika sonra saat 17.50’de Hatay Bayrağı Meclis Binası’ndan indirilmiş, yerine heyecan ve gözyaşları içinde, İstiklal Marşı eşliğinde Türk bayrağı çekilmiştir.

29 Haziran 1939 günü saat 17.50, tarihe, Türklerin kurduğu devletlerden biri olarak geçen Hatay Devleti’nin sona erdiği an olarak yazılmıştır.

Atatürk, Hatay sorunu ile başından beri yakından ilgilenmiş, akılcı ve barışçı bir siyasetle bu sorunu çözüme kavuşturmuştur. Ancak, Hatay’ın Türkiye’ye katılması Atatürk’ün ölümünden sonra gerçekleşmiştir. Barış ve dostluk yolu ile kazanılan bu zafer yalnız ve ancak büyük Atatürk’ün eseridir.

Tayfur Sökmen Kimdir?

Tayfur Sökmen, Milletler Cemiyeti’nin 19 Mayıs 1937’de Hatay için kabul ettiği anayasadan sonra kurulan Hatay Cumhuriyeti’nin ilk ve son cumhurbaşkanıdır.

Rüştiyeyi bitirmiş, ayrıca hususi eğitim almıştır. 2. Kolordu emrinde Kuvayi Milliye komutanlığı, Hatay Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti temsilciliği, İskenderun ve havalisi Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruculuğu ve başkanlığı, Antakya-İskenderun muaveneti İçtimaiye cemiyeti başkanlığı, Hatay Erkimlik Cemiyeti Reisliği yapmıştır.

Hatay Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanlığı yapmış, bu görevi, Hatay 29 Haziran 1939’da Millet Meclisi’nin kararıyla Türkiye’ye katılma kararı alıncaya kadar sürdürmüştür. TBMM V., VI., VII., VIII. dönem Antalya ve IX. dönem Hatay milletvekilliği ile Cumhuriyet Senatosu Cumhurbaşkanınca Seçilen Üyeliği yapmıştır. Evli ve altı çocuk babasıdır. Zincirlikuyu mezarlığına defnedilmiştir.

XVII, XVIII. Dönem Hatay, XXI. Dönem İstanbul milletvekilliği ile TBMM Başkanvekilliği görevinde bulunan Murat Sökmenoğlu’nun babasıdır. Ayrıca İstanbul’un Kartal ilçesinde devlete tahsis ettiği bir arsası ve bu arsa üzerinde 2 tane okul bulunmaktadır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*